Doğayı incelemenin, insanı hangi yaşta olursa olsun, üzerinde düşünmeye değer bir konuyla zihni doldurarak sağlıklı bir biçimde beslediğine inanıyorum.”

Jean-Jaques Rousseau, Madam Etienne Delessert'e Mektup, 1771

... Ne var ki bu çok satan yazarın en büyük tutkusu yazmak değildi. 1765 yılının sonbaharında Rousseau, elinde kalemi çalışma odasında olmak yerine, İsviçre'nin Bienne Gölü'ndeki bir ada olan Saint Pierre Ormanı'nda yüzüstü yatmış toprağı inceliyordu.

...

Solunda, liken kaplı bir kayanın üzerinde İsveçli zoolog Carolus Linneaus'un Systema Naturae adlı eserinin bir nüshası duruyordu. Sağ elinde ise bir büyüteç vardı. Rousseau'nun heybetli burnu, yara otu olarak bilinen prunella vulgaris çiçeğinden yalnızca birkaç santim uzaklıktaydı...”

Damon Young'ın Bahçede Felsefe adlı kitabından aldığım bu satırlarda, hakkında yakalama kararı çıktıktan sonra kaçıp saklandığı adada geçirdiği günleri anlatılan Rousseau; bu topraklardaki bitki çeşitliliğini inceleyerek sıkıntılarını unutmuş ve kendisini mutlu hissetmiştir.

Çiçeklerinin taç yaprakları çift dudaklı olduğu için “lamiaceae” adı verilen familyaya yani ballıbabagiller ailesine ait olup self-heal diye adlandırılan yara otu duygusal terapinin ötesinde gerçekten de, eski yüzyıllarda yaşamış botanikçilerin bile dünyadaki en etkili yara iyileştirici olduğunda hemfikir oldukları bir bitkidir.

Fotoğrafta görülen güzel ve minik çiçek ise yara otunun akrabası olup büyük ballıbaba ya da baltutan olarak adlandırılan, yenilebilir ve tıbbi bir bitkidir. Uçucu yağ bileşenlerince zengin ve arılar için değerli bala sahip ballıbabagillerin diğer adının mentha ya da mint olduğunu söylersek, belki mentol ve nane ile kolaylıkla bağlantı kurabilirsiniz. Geçen hafta bahsettiğim biberiye de dahil olmak üzere, birbirinden şifalı üyelere sahip olan bu aile o kadar kalabalıktır ki; 9. yüzyılda Almanya'da yaşamış olan rahip Walafrid Strabo “nane türlerinin hepsini isimlendirebilen kişi, Hint Okyanusunda kaç balık olduğunu da biliyor olmalıdır.” demiştir. Strabo, Avrupa tarihinde ilk kez bahçıvanlıkla ilgili kitap yazan kişi olarak kabul edilmektedir, Hortulus adlı diğer bir kitabında kendi bahçesinin de krokisi bulunmaktadır. (bkz: https://wyrtig.com/EarlyGardens/Continental/Walafrid/Hortulus.htm)

Bahçıvan rahibin adaşı, milattan önce 64 yılında doğmuş olan Amasyalı Strabo (yani Strabon) Geographika adlı ünlü coğrafya ansiklopedisinde ailenin asal üyesi olan nane, yani “minthe”nin mitolojik öyküsünden bahsetmiştir. Zeus'un erkek kardeşi ve Ölüler Diyarı'nın hakimi olan Hades, Persephone ile evli olduğu halde su perisi Minthe ile aşk yaşamaktadır. Bunu öğrenip çok sinirlenen Persephone, Minthe'yi ayağıyla ezip toz haline getirir. Hades ise sevgilisinden kalan bu tozları nane bitkisine çevirir ve mis kokulu nanelerin sardığı Güney Yunanistan'daki dağ, bu olaya atfen Minthe dağı olarak adlandırılır.

Latince “iyileştiren, iyi gelen, sağlıklı” anlamındaki “salvere” kelimesinden türetilmiş olan “salvia” bilimsel adlı adaçayı türleri, ve hatta mavi-mor çiçekleriyle dikkat çeken lavantalar ile, sıcak suya konulunca turkuaz renkli ve mentollü bir çaya dönüşen lavanta cinsi karabaş otu da ballıbabagillerden olunca insanın başı hem çeşit bolluğundan hem de mis gibi kokudan dönmüyor mu?

İyi haftalar...

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.