İlişki dediğimiz şey bir tür alışveriş ki boşuna dememişler almadan vermek Allah'a mahsustur diye.

Çıkarlar çatışana kadar herkes birbirinin kuzucuğu, kuşu, birtanesi, candan öte canı, kankası, aşkı, kocişi, sevdiceği... Sıfatları hoyratça kullanıp tüketebilirsiniz ikinci bir emre kadar.

Ben yapmadım mı sanki, sen yapmadın ya da yapmıyor musun? Biz nasıl bu hale geldik, biz ne zaman bu kadar bencilleştik diye sormayacağım çünkü bu yaradılışımızın gereği. Doğamızda var anlayacağın, hayatta kalma mücadelesi, mevcudiyetini devam ettirme güdüsü. Tatmin olduğun sürece ölçüsü özgür iradene kalmış bir biçimde paylaşıyorsun sen de kendini, sevgini, anlayışını, samimiyetini, dürüstlüğünü. Yetti mi bu kadarı, hadi o zaman çirkinleşme vakti.

Cari dönemi bildiğimden geçmiş ile alakalı ahkam kesecek değilim tabi o ayrı bir konu ancak içinde yaşadığımız zaman için hepimizin birer kullan at'a dönüştüğünü gönül rahatlığı ile söyleyebilirim.

İnsanın bu yüzünü görüp kabul ettikten, kolaysa içine sindirebildikten sonra her şey olağan gelmeye başlıyor ilişkilerinde. Hayatına birileri giriyor, çıkıyor, sürekli bir sirkülasyon hali.

Çağımızın ihtiyacı, mecburiyeti ya da dayatması mı dersin ne dersen de sosyal ağlar da bu alışverişi öylesine gözümüze sokar hale getiriyor ki irite olmamak elde değil. Hani bu durum, gece yarısı evine giren hırsızın seni uykundan uyandırıp soygun yaparken beni izlemeni istiyorum demesine benziyor.

Bugün yanındaki can arkadaşın ya da bir hayatı paylaşma niyetiyle yola çıktığın iki gün sonra çıkarlar çatışınca el oluyor, ne acayip diyorsun sonra, el olması değil acayip bulduğun, aman yanlış anlama, iki gün önceki kucaklaşmalar, ne acayip...

Kimse bizi bize anlatılan masallardaki ya da izletilen filmlerdeki, okutulan romanlardaki kadar güzel ya da çok sevmeyecek. Korkutuyor işte bu düşünce bizi. O yüzden iyi kötü ele geçirdiğimiz bir sevgiyi allayıp pullayıp kendi masalımız yapmaya, dilden dile aktarmaya kalkışıyoruz, ne kadar çok kişi bilir ve inanırsa gerçek olacakmışcasına.

Mesela bugün günlerden 14 Şubat, instagrama bir bakayım dedim endoskopi sıramı beklerken, gözlerim kanadı o muhteşem aşıkları gördükçe, midem kalktı ama hiçbir şey yemediğim için gece 12'den sonra istifra edecek bir şey bulamayıp otur oturduğun yere diyerek bir sakinleşti neyse ki.

Bu iletişimsiz iletişimin arkadaşlık ayağı var, akrabalık ayağı var, sevgililik (ne saçma bir kelime oldu) ayağı var, var oğlu var. Buraya kadar bir şeyleri anlatmayı başarabildiysem eğer soracağım sorunun cevabı sizde mevcut zaten ama soracağım yine de...

Gerçekte neymiş peki vaziyet benim sevgili çıkar grubum?

Hiçbiri yokmuş, daha doğrusu bugün var yarın yokmuş.

Bu bizim yarattığımız bir illüzyonmuş.

Bu gözler ne arkadaşlıklar, ne aşklar, ne kardeşlikler görmüş de aymış duruma.

Bu insan en sevdiği, en güvendiği, en yakın zannettiği insanlardan ne kazıklar yemiş de aymış duruma.

Tabi tamamen enseyi karartmak da doğru değil çok da olumsuz konuşup can sıkmak istemem, istisnalarıma şükretmeden bu yazıyı bitiremem.

Hayatımda hala tüm samimiyeti ile var olan kurtarılmış bir kaç kişinin varlığına şükür...

İlişkimizde çıkar gözetmediğimiz için çatışmaya düşmediğimiz ve ayrı düşmediğimiz o eşine az rastlanır insanları benim hayatıma denk düşürdüğün için şükür...

Diğerleri sirkülasyona devam edebilir, bana bakmayın siz, keyfinize bakın ama çok da gürültü yapmayın.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.