Her dönemin kendine özgü sosyokültürel kodları olduğu bir gerçek. Örneğin çocukluğu sokaklarda oyun oynayarak geçen nesil iyi bilir, herhangi bir yiyeceği sokakta herkese göstere göstere yiyemezdik. Bunu yapmaya kalkanı en önce annesi uyarırdı; ya gören birinin canı isterse ve satın alacak parası yoksa!

Ne zaman herhangi bir sosyal medya mecrasında yediğini içtiğini paylaşan birini görsem aklım çocukluğuma gider. Yediğini içtiğini göstermenin ayıp olduğunu öğrenerek büyümüş bir nesilden olduğum için olsa gerek, bir türlü kabul edemiyorum yeme içme paylaşımlarını.

Doğrusu, bu tür paylaşımlara gelen benimkine benzer tepkiler nedeniyle sanırım, ilk başlarda yaşanan paylaşım çılgınlığının azaldığını gözlemliyorum, sevindirici bir gelişme.

Söz sosyal iletişimden açılmışken, şu ya da bu sebeple telefonlarımıza yağan mesajlara da değinmek isterim. Herhangi bir emek ürünü olmayan, belli ki başka bir yerden kopyalanmış, yollayana da bir başkası tarafından yollandığı çok açık bir fotoğrafı, mesajı yollamanın anlamını çözmekte güçlük çekiyorum.

Bir dönem kafiyeli SMS’ler istila ediyordu telefonlarımızı, şimdilerde çiçekli böcekli görseller, videolar, hareketli resimler.. Açıkçası, böyle basmakalıp görseller almaktansa telefon edilip iki cümle edilmesini daha içten bulurum. Mecburiyetten, vazife icabı yapıldığı duygusu veren hiçbir şey samimi olamıyor ne yazık ki.

Bizim kuşağın elinden düşürmediği bir kitap vardı: “Biz de Duvar Yazısıyız”. Kitap elden ele dolaşır, beğenilen bölümler defterlere not alınır özel arkadaşlara yazılıp gönderilirdi. Buna benzer bir etkinliğin dijital olarak yaşatılması belki de günümüzde yaşadığımız mesaj çılgınlığı.

Demem o ki, samimiyet ve emek içermeyen herhangi bir iletişim girişimi, ister uydu aracılığıyla yapılsın ister yüz yüze yapılsın tat vermiyor. Kişiye özel olduğunu hissettirmek için verilen emek inanın ki karşılığını alacaktır.

Hiçbir itirazım yok, teknolojinin baş döndürücü bir hızla ilerlediği, teknolojik çılgınlıkların zirve yaptığı bir çağı yaşıyoruz. Bu çağın kendine özgü iletişim araçlarına, mecralarına ve elbette iletişim diline sahip olması da kaçınılmaz.

Ancak bu koşturmacanın içinde insan yanımızı, samimiyeti, duyarlılığı, emeği unutmazsak, bizi insan yapan değerlerimizin yok olmasına izin vermezsek daha güçlü olacağımıza inanıyorum.

Bence denemeye değer.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.