Aşırı nüfus artışıyla birlikte , kapitalizmin mutosyona uğramış doyumsuz iştahı , GIDA TERÖRÜ adlı virüsün  dünyamız ve dolayısıyla da ülkemizin karşı karşıya kaldığı sinsi bir taaruzuna  şahit olduk..

Sanayi devrimi sonucu teknolojik gelişim ,daha çok kar etme dürtüsü; kültürel ve sosyolojik heyelanlar ın da etkisiyle büyük deformasyonlara yol açtı...

Her ülkede meydana gelen savaşlar,göçler,değişen sınırlar,makineleşme,demir/çelik /kömür gibi klasik enerji potansiyelinin yanında yeni kaynak arayışı  yeni nesil cazibe alanları doğurdu...

Bütün bu kaynakların kullanımı; devletlerin yanı sıra özel şirketler,konsorsiyumlar,bankalar,poliçe ve hisse senedi  vs. birlikte bütün dünyanın bilinen ve keşifler yoluyla paylaşılan coğrafyasında seyeahat,ticari potansiyel ve kapasiteler ölçülerek yeni bir merhale elde edildi,yeni eşikler aşıldı.

Buna parelel kültürel değişimler,moda,sanat vs.yakınlaşmalar toplumları yeni tarz bir hayata hazırladı...

Kapitalizmin ahlaki dayanaktan yoksun prensipleri ve dayatmaları, kendine partner seçmekteki kurnazlığlığı sayesinde  çok zorlanmadı,komporodor sosyal  aracı guruplar ta;lokomotifi oluşturan  mevcut iktidarlara ,sermaye guruplarına eklemlenmekte fazla gecikmedi.

Ürün almak için hizmet verdikleri alanlarda işlerine yarayacak,sert bir hiyerarşiyle kendilerine dönmesi beklenen yapıları oluşturmak çok zor olmadı.Mesela bize Osmanlının son dönemlerinde kurulan Reji sistemi gibi ‘’kazan kazan’’ formülü iş yapmıştır.Kısacası girdikleri her yerde onların hizmeti vererek,kolay uyum sağlanan yep yeni bir iş kolu oluşturdular.

Tabi her  dilde bu tip yapılanmaların kendine mahsus bir jargonu da birlikte oluştu...

Gelelim günümüz sorunlarına...

Daha fazla,çabucak kazanma fikri;  her seferinde yenilendiğinde acımasız,sert kuralları cari kılar. Aynı sektör içinde yada parelel iş kurumlarının çalışanı ve  finansını sağlayanların değer yargıları hızla zayıflar.İçindeki yaşadıkları ülkeye,yasalarına ve toplumuna içten içten zarar veren örgütlü ,sistematik bir yapı çoktan kurulmuştur artık...

11/12 Yy. Ahi Evran geleneği,meslek localarının oluşturduğu değerler silsilesi nin beslendiği damarın aksi istikametinde ; görünmeyen yasalarla sonsuz daireler,hatlar çizilirken aslında kendilerine, içine gıdayı da alan ve daha çok yaşama, semirme alanları açtıklarını geç fark ettik...

Fahiş fiyatlar,serbest piyasa rejimiyle,gevşek ve keyfi bir denetimi önlerine koymak bile onları kesmedi.

Daha çok kazanmanın getirdiği şehvetle,gıda da hile,bozuk,katkılı,sağlığı,hatta genetiği bozucu tehlikeli yollara sapmada bir beis görmediler.

İnancı,değerleri,,kılık kıyafet,siyasi politik,mezhebi meşrepleri de ekleyerek satmaya çalıştıkları bütün ürünlere ,etiket ve tutundurma yolunu izlediler.

Sistematik ,pahalı ve hileli mallarına karşın; müşteri tuttukları bizlerin biricik ve ortak yanımız; üzerinden daha kolay,kısa ve çabuk kazançlar elde edilen  birer tüketiciydik.

Bize ve neslimize yapılan bu sahtekarlık,suikast gözümüzün önünde olurken biz nedense başka alanlarda başka kaygıları,çatışma ve yeni proplemleri sığ fikirlerimizle kısır tartışmalara yeğledik.

Bu hususta; en dikkatli olmak ve bizi korumak zorunda olan meslek ve üretici odaları,siyaset erbabı yerel ve merkezi politik şahsiyetler bu yapının  gözü bağlı sessiz taraftarı ve ortağı olmuşlardır.

Peki,şimdi !hayatımıza ve canımıza apaçık bir kasıt var.Anlamamak ve birşey yapmamak için ne olmak gerek,aklınıza ne geliyor mesela..?

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.