Gündem:
Odatv'de deprem!

Geçtiğimiz günlerde Ulusal Kanal'da katıldığı programda Ali Türkşen'e ve Meral Akşener'e sert sözlerle yüklenen Nihat Genç, Ali Türkşen'in cevabını Odatv'de yayımlanan yazısıyla vermesi üzerine ayrılık sinyali verdi.

'NİHAT ABİ YOLUMUZDAN ÇEKİL' 

Ali Türkşen Odatv'deki yazısında kendisine ve partisine dair suçlamalarda bulunan Nihat Genç'e "Nihat Abi eğer destek olamıyorsan engel olma ve yolumuzdan çekil” demişti. 

'BELKİ DE YOLUN SONU GÜRÜNÜYOR'

Genç, "Oda TV, bir yazarı olarak kaldıramayacağım 'etik' hatalar yapıyor. Belki de yolun sonu görünüyor" diyerek Odatv'de yazılarına son verebileceği imasında bulundu. 

NE OLMUŞTU? 

Nihat Genç Ulusal Kanal'daki programda Ali Türkşen'e sert sözler sarf etmiş, İYİ Parti'yi FETÖ'cülükle suçlamıştı. 

Nihat Genç'in programda sarf ettiği sözlerin tamamı şu şekilde; 

Ali Türkşen çıkmış diyor ki 'Bu partinin arkasında ABD var diyenlere...' diyor sayıyor. Kimse 'Bu partinin arkasında ABD var' demiyor. Kendisi yazıyor. Parti programına 'NATO'ya bağlıyız' diye yazmış. Kendin yazmışsın, ben iddia etmiyorum. Bu bir iddia değil, yazmışsın oraya. Bu kadar aptallık olur mu? Parti mi kuracaksınız, ne yaparsanız yapın bana ne!

'İki tane NATO var' dedik. Bunları yüzlerine karşı söyledik. Soğuk savaş zamanında bir NATO vardı. Türkiye'deki bütün sağ partilerin ana kucağı. Ama soğuk savaşın da realitesi. Şimdi bu NATO başka NATO. Demireller, Özallar, Kenan Evrenler bağlıydı.

'NATO'YA BAĞLILIK FETÖ'YE BAĞLILIKTIR'

Fakat 15 Temmuz'dan sonra bir NATO geldi. Dedi ki NATO 15 Temmuz'dan sonra 'FETÖ benim ordumdur'. FETÖ'ye sahip çıktı. Şimdi NATO'ya bağlılık demek FETÖ'ye bağlılık demektir. Sende bunu diyorsun. Bizde bir yazar olarak çıktık Akşener hanımın öbürlerini yüzüne karşı 'bunu buraya yazmayın, NATO'ya bağlılık FETÖ'ye bağlılıktır' dedik. Geleneksel kurumlara bağlılık değil ama NATO adını geçirmeyin dedik. Kasıtla koydular. Ne gelmişsin bana artistlik yapıyorsun. Sende kalkmış beni mi döveceksin. Terbiyesiz adama bak. Pazusu büyük adamlardan mı korkacağız... Sonra Apo'nun dile getirdiği, liberallerin söylediği 'Türkiye'de etnik vatandaşlık' gibi tuhaf anlama çıkan, ayrı bir federasyon kurulmasının önünü açan 'eşit vatandaşlık' diye birşey. Vatandaşlık ayrı, eşit vatandaşlık ayrı. 30 yıl bunu pişirdiler şimdi programa koydular. Daha program yayınlanmadan 'koymayın' dedik.

Siz Türk milliyetçisi değil miydiniz. Batı'nın 30 yıldır Türk milletine dayatması neydi. Bir FETÖ, iki PKK. İkisine de imzanı atmışsın. İttifak haline gelmişsin, bunu söylemeyelim mi. Var orada bizim temiz, düzgün milliyetçi arkadaşlarımız; bişey dediğimiz yok. Var ama PKK'nın FETÖ'nün kucağına oturduktan sonra ne millilik kalır ne birşey. Sana 'bu ülkede kuruldun, bu ülkenin partisisin' demezler. Sen başka biryerde kuruldun demektir. AKP'nin kurulduğu yer gibi biryer burası.

Temiz niyetlerle gittik, yüzlerine söyledik...

'30 YILDIR PKK VE FETÖ'DEN ÇEKİYORUZ'

Batılılar maddecidir. Meral hanıma dediler ki 'kontrata yazacaksın'. 'Hem NATO'yu hem eşit vatandaşlığı yazacaksın ben burada göreceğim' dediler. Akıllı bir Batılı olsa 'bunu buraya yazdırmayalım milliyetçiler şüphelenmesin' der. Ona rağmen yazdırdılar.

Bu dayatmaları AKP getirdi koydu. AKP'nin başladığı ama bitiremediği maddeler. Herşeye başından başlama garantisi veriyor. Zaten bu ülke 30 yıldır PKK'dan ve FETÖ'den çekiyor. NATO, FETÖ'ye 'benim ordum' demiş. NATO'ya 'FETÖ oldukça ben yokum' diyeceksin. 'Ben NATO'ya yine bağlanırım ama ya FETÖ ya ben' demeyecek misin. Sözler verilmiş ittifak yapılmış.

'HDP'SİZ PROJE KURAMIYORLAR'

CHP'nin programı HDP'li program, Akşener'in programı HDP'li program, ÇYDD, 'HDP olmazsa olmaz' diyor. Şenal Sarıhan'ın Meclis'te yaptığı konuşmayı da duyduk. O da HDP'ci. Atatürk'ün resmini gösteriyorlar, 'Biz kemalistiz' diyorlar. Plana, programa bakıyorsun hepsi HDP ile işbirliği içinde.

FETÖ'cülerle, federasyoncularla gidip sarılacak halim yok. Bir dirayetin olacak.

ALİ TÜRKŞEN'DEN YANIT

Ali Türkşen Genç'in bu sözlerine Odatv'den yanıt verdi. Türkşen Genç'e 'Nihat Abi' diye seslenerek, suçlamalara yanıt verdi. 

Türkşen'in yazısı ise şu şekilde; 

29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun. 94’üncüsünü olabildiğince coşkuyla kutlamaya çalıştığımız güzel bir günün akşamında, kaç gündür elimde sallanan okuduğunuz bu yazı için masaya oturdum. İYİ Parti’yi nasıl anlatacağıma dair bir başlangıç noktası bulmaya çalıştığım sırada, yakın bir dostumdan, sevgili Nihat Genç ağabeyin Ulusal Kanal’da yaptığı bir programa ilişkin haber geldi.(https://www.ulusal.com.tr/m/gundem/nihat-genc-ten-ali-turksen-e-pkk-nin-feto-nun-kucagina-oturduktan-sonra-ne-millilik-kalır-ne-bir-sey-h179772.html)

Aslında kendisini düşünerek belirtmediğim bir görüşüme yönelik, “klasik Nihat Abi” üslubuyla verdiği cevabı birkaç kez izledikten ve notlar aldıktan sonra yazıma nereden başlayacağıma karar verdim. Her zaman ufkumuzu açan görüşleri bu kez şahsıma yönelik sitem dolu olsa da kendisine saygılarımı sunuyorum. Teşekkürler Nihat Abi.

Aslına bakarsanız hikaye, 21 Nisan 2009 tarihinde başladı. Kepçelerle ve iş makineleriyle mühimmat aranan Poyrazköy kazılarıyla. Şimdi tamamı ya hapiste ya da yurt dışında firarda olan yargı ve Emniyet mensuplarının yönetiminde. Tam 6 yıl boyunca hayatımıza sekte vuracak ve kalan ömrümüzü epey bir etkileyecek Poyrazköy, Balyoz ve bilumum kumpas davalarıyla bizleri de siyasete sokmayı başardılar sonunda. Şahsım adına, önceleri mahkeme salonlarında FETÖ’nün yargı elemanlarıyla başlayan mücadele, devamında Odatv başta olmak üzere çeşitli mecralarda yazılar yazmakla sürdü. Hapislik süreme iki de kitap sıkıştırabildim böylece.

Tavrım, tarzım ve hayata bakışım belli. Keskin yazıyor, keskin söylüyorum ki ihanetin büyüklüğü iyice anlaşılsın. Bu nedenle çeşit çeşit davalarla uğraşıyorum bazen. Kimisinden beraat, kimisinden ceza geliyor. Bir tek gerçeği biliyorum kendimle ilgili, susmayı ve durmayı bilmiyorum. Çünkü sevgili Nihat Abi gibi, yıllarca yüzbinler satan kitaplar yazıp, binlerce saat süren televizyon programlarının ülkemi güzel günlere taşımaya yetmeyeceğini biliyorum. Sen gafulluklarla mücadeleden yoruldunsa, biz mücadeleye senin bıraktığın yerden devam ederiz Nihat Abi.

Biz de mücadeleyi bırakırsak, daha kaç 29 Ekim’i “Cumhuriyet bayramı” olarak kutlayacağımız belli değil çünkü Nihat Abi. Olmaz ama, olur da bir gün elimizde bavul bilmem hangi ülkeye göçmeye çalışırken yolda rastlaşırsak, senin evladın sana; “Ülke elden giderken sen ne yaptın baba?” diye sorduğunda, ben bu soru için kendi evladıma verecek cevabım olsun istiyorum Nihat Abi. Çok güzel kitaplar yazıyorsun. Neredeyse yazdığın her bir kitabın kütüphanemde. Çok güzel konuşuyorsun. Neredeyse her bir konuşmanı izlemeye çalışıyorum. Ama sen yıllardır konuşmak ve yıllardır yazmaktan yoruldu isen, kendi deyiminle “kendi kendine konuşan deli” haline geldi isen, bizim suçumuz ne be Nihat Abi? Ben de isterdim senin gibi okuyup-yazmayı, konuşmayı. Ben de isterdim sadece yazarak ve konuşarak içimi rahatlatmayı. Ama olmuyor, sen de bunu anla Nihat Abi. 

O PARAGRAF PROGRAMDAN ÇIKARILDI

Sen insanlara umut aşılayacakken, umuda yola çıkanlara tersleniyorsan, sana saygı duyan bir kardeşin olarak müsaadenle benim de iki çift lafım olur o vakit Nihat Abi. Sayın Meral Akşener’in liderliğinde bir yola çıktık hayırlısıyla. Türkiye İYİ olsun istiyoruz. Türkiye İYİleşsin istiyoruz. Çünkü buna hakkımız var. Çünkü böyle yaşamaktan mutlu değiliz. Çünkü bunu ancak siyasete girerek yapabileceğimiz biliyoruz Nihat abi. Ve sen de görüyorsun ki, son 15 senedir bir öpülmedik kulağımızın arkası kaldı, 2019 seçimleriyle de onu hedefliyorlar, farkında mısın Nihat abi? Ben artık öpülmek istemiyorum Nihat abi. Öpen olmak da istemiyorum. Sadece huzur istiyorum. Refah istiyorum. Sükunet istiyorum. İYİlik istiyorum Nihat Abi.

Demişsin ki: “PKK’nın, FETÖ’nün kucağına oturduktan sonra ne millilik kalır ne bir şey.”

Çok haklısın Nihat Abi. Aynı Doğu Perinçek Beyefendi gibi, sen de eksik bilgiyle yanlış değerlendirme yapıyorsun Nihat Abi. 24 Ekim akşamı partinin kuruluşuyla ilgili evrakları imzalarken senin bahsettiğin hususun yer aldığı “eşit vatandaşlık” ifadesini içeren paragraf olduğu gibi çıkarıldı. 48. kez tadil edilen bu program partinin resmi yayın organları tarafından basına verilmediği için sizler hep önceki taslak üzerinden değerlendirme yaptınız. Haksız değilsin. Belki böyle teknik ve önemli bir resmi yayım hatasının ortaya çıkmaması gerekirdi ama tekrar ifade etmek gerekirse, partinin imzalanan programında böyle bir husus yer almamaktadır ve dolayısıyla kimsenin PKK’nın kucağına falan oturduğu yoktur Nihat Abi.

NATO ile ilgili iki paragrafı nasıl yorumlayacağın sana kalmış. Sen orada yazanları; “NATO’ya bağlılık, FETÖ’ye bağlılıktır” diye algılıyorsan, senin bileceğin iş. Ama “Özellikle kondu” diyeceksen, orada da kimseye haksızlık etmemeni rica etmek hakkımızdır diye düşünüyorum Nihat abi.

Konuşmanda çok güzel bir ifade kullandın Nihat abi. Diyorsun ki; “Türkiye bu hale, bilip de susanlar yüzünden geldi.” Sen bildin ve susmadın da Türkiye nasıl bu hale geldi o zaman Nihat Abi? Ben sana nedenini söyleyeyim istersen; “Türkiye bu hale, bilip de susanlar kadar, bilip de sadece konuşanlar, elini taşın altına koymayanlar yüzünden geldi” tıpkı sen ve senin gibiler sayesinde Nihat abi.

Diyorsun ki; “Artislik yapma. Beni mi dövecen? Terbiyesiz adama bak. Pazusu büyük adamdan mı korkacağız?” Benim bildiğim Nihat Abi, elbette ne pazusu büyük adamdan ne de başka kimseden korkar. Ama benim bildiğim Nihat Abi, pazusu büyük adamdan korkmadığı gibi, yüreği büyük adamın da yoluna çıkmaz.

Sonuç olarak Nihat Abi, yorgunluğun her halinden belli konuşmanla, seni hedef almayı hiç düşünmediğim bir cevap yüzünden, demediğini bırakmamışsın bana. Canın sağ olsun, sen yine de benim güzel bir abimsin, öyle de kalacaksın. Ve fakat biz bir yola çıktık Nihat abi. Senin çıkmadığın bu yolda, gafullukla mücadele boynumuzun borcu olsun. Sen yine bize güzel kitaplar yaz. Sen yine es, gürle televizyon ekranlarından. Sen yine konuş Nihat abi. Çünkü yazmayı ve konuşmayı iyi biliyorsun ama elini taşın altına koymuyorsun. Yani kısaca; ya bir yol bul, ya bir yol aç, ya da lütfen bir zahmet ... git Nihat Abi. Anlayacağın İYİ parti, umudunu kesmeyenlerin, yorulmayanların, nereye gideceğini ve ne istediğini bilenlerin, kısaca elini taşın altına koyanların partisidir, bunu da böyle bilesin Nihat Abi. Haydi kal sağlıcakla, benim okur-yazar-konuşur güzel abim...

ODATV'YE SİTEM

Türkşen'in cevap yazısının ardından Nihat Genç Odatv yönetimine sitem etti. 'Belki de yolun sonu görünüyor' dedi. 

Nihat Genç'in yazısı; 

Odatv, bir yazarı olarak kaldıramayacağım “etik” hatalar yapıyor.

Belki de yolun sonu görünüyor.

Ali Türkşen Bey’in kendisi ve partisi hakkında şahsıma verdiği cevabın bu sütunlarda yayınlanması üzerinden konuyu deşmek zorunda bırakıldığım için okuyucularımdan özür dilerim.

Hatırlayın, Ayşenur Arslan ve Uğur Dündar’a bu sütunlarda eleştiri dahi olmayacak hafiflikte bir cümle söylediğimizin saatinde yazıma karşı bir cevap verilmeden Odatv manşetten Ayşenur Arslan ve Uğur Dündar’dan özür diliyoruz manşeti çekti. Şüphesiz peşinden biz de eleştirilerimizi bu sütunlardan yazıp söyledik, ancak, bu bazı isimleri “koruma” telaşını şahsıma ve Odatv’ye ve okuyucusuna karşı yapılmış bir ayıp olarak gördüm ve sustum. Bahsi geçen isimlere hiçbir gıcığım yoktur aksine takdir ölçülerim birkaç eleştiri cümlemin çok üstündedir. Bu konuyu örnek olsun diye hatırlattım, buna benzer birkaç başka hassas durum lafı uzatmamak için şimdilik içimde kalsın.

Odatv eleştirel ve muhalif bir yerdir, hiç kimsenin karizması ve partisinin yıkama yağlama ve propaganda yeri hiç değildir.

Yazılarımın bilgi ve düşünce derinliği takdirinizdedir yani horoz dövüşçüsü hiç değilim. Ve şerefli bir Türk subayını pek tabii siyasi acemilikleri üzerinden tekme tokat lime lime etmek ve şerefli bir Türk subayını pek tabii becerisi olmayan yazarlık ve polemik üzerinden zayıflatmak hiç de adil ve saygıdeğer bir tutum değildir, buna beni zorunlu kılan Odatv’dir.

Bu “ikaz” ve “ihtar” cümlelerimi unutmadan karşı yazıma geçeyim.

BİZLERE “TEŞEKKÜR” BORÇLUSUNUZ

Nihat Genç, Ulusal Kanal’da yaptığı bir konuşma ve bu konuşmanın özeti üzerinden Aydınlık’ta bir haber yapıldı ve Ali Türkşen ismi Aydınlık Gazetesi’nde geçti.

Ali Türkşen Bey cevap vermek istiyorsa Aydınlık Gazetesi’ne pekala ulaşabilir ve karşı savunma cevap yazısını Aydınlık’ta pekala yapabilirdi.

Etik ve doğru olan Ali Türkşen ve partisinin ismi nerede geçmişse cevabının oradan yayınlanmasıdır, Aydınlık haberini Odatv’nin baskın okunur gücüyle “ezmeyi” hiç de ahlaki bulmuyorum.

Gelelim şerefli subayımıza, gerçekten bizlerde bıraktığı intiba onurlu ve saygındır, keşke, bu işlere bulaşmak zorunda kalmasaydı.

Çünkü karşı cevabındaki sözleri tümüyle “yanlıştır”.

O çok tartışılan eşit vatandaşlık lafı önce taslak metinde geçti, ikaz ettik, söyledik, yapmayın dedik, evet, yüzlerine karşı da söyledik, bir çuval inciri berbat etmeyin dedik. Hiç de oralı olmadılar ve parti son nihai metinde de eşit vatandaşlık iddiasını yazarak ele güne meydan okuyarak gösterdi.

Biz de bu yeni durumu eleştirdik, ve peşinden, o gün bir telaşla, bu cümlelerin programdan çıkartıldığı söylendi…

Siz de uygun görüp çıkarttığınıza göre bizlere “teşekkür” borçlusunuz, ancak “izi” kaldı ve birbirimize karşı bu gereksiz tartışma kaldı.

EŞİT VATANDAŞLIK VE NATO BAHSİ GİBİ BU İKİ TUTARSIZLIĞIN CEVABINI GÖREMEDİK

Gelelim, programın ikinci sıkıntılı noktasına, şöyle dedik, 15 Temmuz’dan sonra NATO FETÖ’ye sahip çıktığını Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne meydan okuyarak deklare etti, şimdi bir parti NATO’ya bağımlılığını parti programına aynen yazıyorsa, buradan FETÖ’ye bağlılık anlamı da çıkmaz mı, böyle de yorumlanmaz mı, en azından şaibe kuşku bırakmaz mı?

Dediğimiz çıktı şaibenin dumanı yükseldi.

Ve Ali Türkşen Bey Habertürk TV’ye çıkıp, Aydınlık’ı kastederek, “partinin arkasında Amerikan var diyorlar” diyerek attı tuttu, işte biz de bir sonraki akşamki programımızda Ali Türkşen’in Habertürk’teki bu laflarına cevap verdik.

Aynen şöyle dedik: “Ali Türkşen bey diyor ki arkasında Amerikan var diyorlar, hayır, biz arkasında Amerika var demiyoruz, siz kendiniz parti programınıza yazmışsınız, işte NATO’ya bağlılık cümlesi, siz yazmışsınız, biz fazladan söylemiyoruz…”

Yanisi parti programınıza yazdığınız bu şaibeli cümleleri kamu içinde yüksek sesle söyleme işaret etme ikaz etme eleştirme hakkına sahip değil miyiz?

Ve Odatv işte bu tarihleri ve iddiaları hiç tutmayan Ali Türkşen beyin karşı cevabını bu sütunlarda yayınlayarak Ali Türkşen Bey’i aslında korumak isterken tam tersi tutarsızlıklarıyla tarihe not düşürmüş oluyor.

Ali Türkşen Bey’in karşı yazısında ve yeni partisinde eşit vatandaşlık ve NATO bahsi gibi bu iki tutarsızlığın cevabını göremedik.

Bu cümleleri parti programına biz yazmadık, suçlusu biz değiliz, suçlusu ve faili olmadığımız halde bir vampirmişiz gibi üstümüze saldırılması çirkindir.

Anlamadan bilmeden sormadan üstümüze saldırılması kendini “kullandırmaktır” ve nasıl geliştiğini bilmediğiniz bir konuda şerefli Türk subayı kimliğini “kalkan”yapmaktır. Bu da “siyasete taşınan” şerefin acıklı Yeşilçam öyküsüdür.

Ancak “siyaset” için şaşılacak bir şey değildir, bu siyasi arena nice yoksul ve onurlu ve şerefli insanları çarkında öğütmüştür ve bu acıklı durum kor ateş gibi elimizi ve kalbimizi yakmaktadır.

BİZ BU “CİNLERİ” TANIYORUZ

Bu cümleleri parti programına niye soktun kim soktu ve sonra kimden çekindin çıkarttın, o cümleleri “hangi irade” soktu, diğer cümle hala orada niye duruyor, duruyorsa, bu NATO bağlılığı ne anlama geliyor, gibi, bir yığın müşkül durumun izahı anlaşılır yanı yoktur, yüz bin tane şerefli subay gelse bu tuhaflığa itibar sağlayamaz.

Ali Türkşen Bey’in soylu şerefli bir subay olması hepimiz için onurdur ancak Ali Türkşen Bey’in siyaset çabaları ülkemiz ve hiçbirimiz için “gökten inen rahmet”değildir.

Şerefli bir geçmişe sahip olmak siyasette insanlara “aziz” unvanı vermez, aksine yoksul onurlu başarılı geçmişlerini siyaset ‘dinamit’ gibi ellerinde patlatır, bu cümleleri söylemek zorunda kalmam çok çirkindir ve bu tartışmayı körükleyen, ikazımıza rağmen Odatv’dir.

 Geçmişte iyi bir isim bırakmış insanların siyasette de “iyi olacakları” gibi bir siyaset bilimi yasası yoktur.

İşte henüz siyasetinin ilk günlerinde “iyi bir insan” oluşu partisine sızılıp programına dahi dikte ettirilerek yazılmış şaibe laflar üzerinden şahsı üzerinden tedirginlik ve şüphe yaratmıştır.

 Okuldan çıkıp hayata atılırken her insanın başına gelir, okul tecrübesi başka, hayatın acı gerçekleri ve tecrübeleri başkadır, diye.

 Ali Türkşen Bey’in bu iki fasıla yaptığımız itirazlar üzerine ekranda yükseltmekten çekinmediğini öfkesini, gönül isterdi ki, o iki faslı parti programına dikte ettirenlere karşı gösterebilseydi, işte o zaman “şerefi” siyasete alet olmaz aksine yeni partisine seviye ve onur kazandırırdı.

 Ve o partide Ali Türkşen Bey gibi onurlu saygıdeğer bir çok isim vardır, ancak, bu tartışmalar gösteriyor ki, aynı yerler de çok tuhaf “cinler” de vardır. Biz bu “cinleri” tanıyoruz.

 Daha önceki yazım üzerine Nihat Genç niçin böyle konuşuyorsun bu işin içinde ne var diye bir telefon etme zahmetinde bulunsaydı o “cinleri” kendisine de söyleyebilir şimdi bu yazıyla millete madara olmadan çok şeyi aramızda çözerdik.

Herhalde bizlerin Habertürk TV’den bir nara atarak susturulacak tipler olmadığımız ortadadır.

Aksine, kılı kırk yaran belalı tipleriz, bu suçüstü yakalanan cümlelere kadar da sesimizi soluğumuzu hiç çıkartmadık, aksine, ateşli umutlarımızı dile getirdik.

AKP DIŞINDA HEMEN HER PARTİDEN “VEKİLLİK” TEKLİFİNİ ÜSTELİK GENEL BAŞKANLARINDAN ALDIM

Not 1:

Ve ayrıca, Doğu Perinçek’i nasıl eleştirirse nerde eleştirirse eleştirsin, bir çok insan bu konuda hiç güçlük çekmez, hangi platformda nerde olursa Perinçek’e pekala sallayabilir, eğlenceleridir doğal haklarıdır bilemem, ancak, benim ismim üzerinden Doğu Perinçek ismine laf geçirilmesine izin vermem mümkün değildir.

 Ayrıca, Ali Türkşen’in Nihat Genç’e karşı yazısında üstelik suçüstü yakalanmış yeni partisini yıkayıp yağlamasına bir vesile yapmasını ve Odatv’nin bu yıkama yağlamaya yazısını düzelttirmeden izin vermesini “tiksindirici” buluyorum.

Ve bu sütunlarda çokca şahit oluyorsunuz Doğu Perinçek ve Yalçın Küçük kavgası gibi hadiselere, tarihi kanıtı olmayan yüz yüze ev içi muhabbetleri belge diye sunmak ahlaki değildir, bir yazar olarak iç kavgalara girmek tarzım değildir, bu tür iç kavgaların yaşı altmışı geçmiş üç bin-dört bin kültür yiyici müşterilerini doyurmak yazarlığıma ve insanlığa ve zamana israftır.

Not 2:

Ve son olarak, bende epeyce hatırı olan Bedri Baykam da aynısını söyledi, elini taşın altına koymuyorsun, diye, ben yazarlığımın milli bir görev için yeterli olduğunu görüyorum, ve AKP dışında hemen her partiden “vekillik” teklifini üstelik genel başkanlarından aldım, kabul etmeyişimin sebebi de defalarca ekranlarda söyledim, evet, kabul ediyorum dedim, ancak bir şartla, konuşma özgürlüğüm olacak, yani partinize geldiğimde parti disiplini başlığı altında “susturulmayacağım”.

Çünkü vekil olanlar vekillik uğruna susuyor susturuluyor.

Hem vekil olacaksın hem de susacaksın, hem bülbül olacaksın hem ötmeyeceksin, böyle bir vekillik kimin icadı?

Bu vekillik değil köleliktir, kabul etmeyişimin sebebi bu kadar basittir.

Geçen gün arabada giderken radyo halkın şikayetlerine mikrofon tutmuş, herkes derdini anlatıyor, bir adam, Konya’dan, şöyle bir şikayette bulundu:

“İki tane at aldım, sabah kalkıp yemini veriyorum, akşam yemini veriyorum, ama ikisi de kişnemiyor, her gün doyuruyorum ama yine de kişnemiyorlar, bu atların hastalığı nedir, bir bilen varsa bana yardımcı olsunlar…!”

Konyalı çiftçinin telefonu elimde olsaydı, ona telefon eder, şöyle derdim: “Sevgili Konyalı çiftçi kardeşim, atların kişnemesini istiyorsan, yemini kes!”.

Anahtar Kelimeler
Vatan Partisi
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Bahçeli'den 'gaziye saldırı'...
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ankara'da trafikte gazilerin darp edilmesine ilişkin açıklamada bulundu.

Haberi Oku