Toplumlar, tarihsel süreç içerisinde, kaderlerini  belirleyen ve büyük değişimlere yol açacak toplumsal  kararlara onay verirler.

Her ne kadar o günü kotarmak ve ihtiyaç öncelikleri belirleyici olsa da,gelecek kuşakları hesaba katma genelde göz önünde tutulmaz.

 Ve bütün bunlar olurken de , genel manada kendi adına insiyatif kullanan bir imtiyazlı sınıf ve ya gurup eliyle  değişime onay verilir...

Bu sınıfların ortaya koyduğu ‘’değişim’’isteği böylelikle, aynı zamanda meşruluğu da temsil etmiş olurlar.

Ve tabi ki,insanlığın tarihi bunun sayısız örnekleriyle doludur.

 Alınan bu değişim kararı velev ki, yanlış olduğu  zamanlar da bile, o günün  aydınlarına,sağduyunun bütün çırpınışlarına galebe çalmıştır.

Bu durum aynı zamanda bize o hadiseleri okurken hukuk felsefesi açısından  günün şartlarına matuf istek ve talepleri meşru saymamızın  gerekliliğini de ortaya koymaktadır.

Toplumsal yasalar maalesef sert ve dayatmacıdır,değişime,ani müdahalelere direnç gösteren bir reflekse sahiptir.

Batı da; ruhban sınıf,aristokrat,soyluların taht’a dayalı sistemin içinde yer alırken değişimlerin halk adına öncülüğü yapmaları aynı zamanda kendi çıkarlarının temsili ve sürekliliğini de kutsayarak halkın onayını empoze ediyorlardı.

O zamanın şartlarında kilise onaylı haçlı hazırlıkları fakir halkça derin bir şevk eşliğinde kabul görüyordu.Engizisyon,30 yıl,100 yıl savaşları ve daha sonra Fransız ihtilal ine kadar geçen aydınlanma süreci de paradoksal bir tarihe sarkarak günümüze devrimlerine,siyasal,ekonomik ve kültürel değişimlerine kadar ulaşmıştır.

Bizde ise; tahta sırtını dayamış zadeganlar,kalem  ve kılıç erbabı kesimlerin  yoksul ve cahil kesimlerin vekili kabul edilmiş ihtiyaç duyulan değişimler onların isteklerince kullanılmıştır.

Bütün bunlar,batı da olduğu gibi  meşru addedilmiştir.

Ekim 1917 devrimi, Nazi ihtilali, Mussolloni İtalya sı,Çin ve Latin Amerika’dan İran’a kadar uzanan geniş halk kesimlerinin zaman zaman bizzat katılarak onayladığı büyük kitlesel olaylar olmuştur.

Bu tarihi  kabuller, her ne kadar zorlama,şiddet,desise yoluyla iktidar ve gücün elde edilmesine onay vermişse de;tıpkı denizlerin doldurularak,akarsuların,dere yataklarının gasp edilerek önüne set çekilmesi gibi ,tabiatın kendi yasasını uyguladığı bir intikama dönüşerek bize felaketler yaşattığı bilinen bir gerçektir.

Kendi bireysel gelişimin tamamlamış ; kamil bir şahsiyet olmayı elde etmiş  modern insanın da elinden alınan,çalınan özgürlüğü karşısında tepkisi,  zamanla tıpkı  bir magma gibi  kükreyerek, yer kabuğu üzerindeki muktedirlere mutlaka gösterecektir..

Bastırılmış güçler,iradeler kendi içlerinde hep sessiz,devasa korkunç bir gücü yaşatmışlardır…

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.