Tarih boyu toplumsal hayatta yönetme erkini elini tutanlarla, aynı etkili alan içinde kendine yer bulan sosyal gurupların değişim ve yenilik karşıtı olması beklenen bir durumdu..  

Geçen yüzyıllar içerisinde insiyatif kullanma hakkını elde etmiş olmaları ve bunlardan dolayı  ikbal ve çıkarlarını erk ile birlikte koruma dürtüsü,savunma refleksi ortak bir dayanışmanın içerisinde  hareket etmeleri de paralel olarak tarihi  bir gereklilik ve kaçınılmazlıktı..

Zaman içerisinde kendine has elde ettiği  itiyatlar ve muhafazakarlık kavramının da siyasallaşmasına yol açtı.

Kendilerinden başka herkesin hayatını tanzim eden,ona karışan,ne düşünüp ne düşünmemesinden tutun; idame ettirilmesi gereken hayatları ‘oluşturulmuş’ bir ahlaki izalosyona tabi tutmuşlardır.

Oluşturdukları bu hakimiyeti daha da sağlamlaştırmış; birilerinin kendilerine müdahale ve muhalif olma ihtimalini yok etmek maksadıyla en sert kanunlar yardımıyla iktidarlarını korumuşlardır..

Asker,bürokrat,ruhban,eşraf  gibi gurupların oluşturduğu bu piramidin alt gövdesinden onları uzak tutmanın, olası ilişki ve dayanışmayı katı kuralları olan bir kast gibi mesafeli tutarak,hiç bir vakit birlik ve beraberlik düşüncesinin yeşermediği, ortak hareket etme bilincinin zayıf tutulması üzerinde icra edilen politikalarla payanda etme geleneği hep sürdürülmüştür.

Bunlar özellikle şark dediğimiz doğu toplumlarında çok belirgindir,derin ve  asırların çöreklenmiş çözümü müşkül,sert kabuklu bir yapıya dönüşmüştür.

Bu kabuğu çatlatmak için bazen değil, çoğu zaman şiddet ve kan kaçınılmaz olmuş ve olacaktır.Tarih göstermiştir ki; böylesi bir yapıyla mücadelenin adı: inkılap,devrim veya ihtilal olmuştur...

Geçen yüzyılın başında demokrasiye geçmiş bizim gibi ülkelerde ise ortaya çıkan yeni guruplar yukarıda bahsettiğimiz erk ve paydaşlarının amaçlarına doğrudan ve dolaylı hizmet eden,sözde temsilleriyle adına konuştukları kitleleri  belirli alanlarda tutmak için oluşturulmuş siyasal yapı ve örgütler ise bu piramidi oluşturan kesimin saklı ve örtülü destekçileri olagelmiştir...

Bu günün Türkiye özelinde tabloya bakınca siyasal yapının bir turnusol kağıdı gibi her şeyi ayan beyan ortaya koymaktadır.İktidarla muhalefetin beslendiği ana damarlar takip edildiğinde aynı karanlık ve girift bölgelerde fulü ve görünmez bir karaktere büründükleri ortaya çıkmaktadır.

Bir gordion düğümüne dönüşen bu durumun tek çaresi Mustafe Kemal in başladığı noktaya geri dönmektir; yani dünyaya parmak ısırtan 1923 tarihli Türk ihtilalini başlatan ruhi zemine...

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.