İnsanların çoğunluğukla;  değişimi ve yenilikleri amaçlayan düşünce, fikir ve eylem aleyhindeki  duruşu ve karşı  koyma refleksi  ile mevzilenişi , kendi tarihinin farklı, fakat garip  bir öznesi olagelmiştir.

Her toplumun mazisi, değişim ve modernizme geçerken  kırılgan,zaman zaman sert karşı duruşların tirajik hikayeleriyle doludur.

Bu direnişin yanında saf tutanların bize maliyeti,yaşanan gecikme faturanın  faiziyle birlikte, daha sonraki kuşaklara kesilmek üzere salak ve aptal bir konuma düşüşümüz le noktalanır...

Ceberrut yasa koyucuların; hükümranlık ve istikballerinin  teminatı olabilecek normları yorumladıkları biçimiyle  uygulamaya korken;

alıştığımız ve alıştırıldığımız sisteme karşı koyma çabası ; yeni bir şey sunma,arayış ve protesto,  her daim asilik ve anarşizmle birlikte anılmış olup, imha edilmesi gereken, şer güçler olarak ilan edilmiştir...

Mevcut otoritenin koalisyonunu oluşturanlar,iktidarın nimetlerini paylaşan diğer yardımcı payanda sınıfların da yardımıyla; üzerine basarak yükseldikleri cahil halk kesimlerini örgütlemesi ,  yenilenmeye karşı  duruşun ilk cephesi olarak öne çıkarmada hiç bir beis görmemişlerdir..

İnsanlar; onlar için gerek fert olarak,gerekse kitlevi topluluklar olarak sadece iktidar ve otoritenin inşaası hususunda doğrudan birer yapı ‘’malzeme’’leridir...

İnsan neslinin doğurganlığı ve (bilinçli )güdülenebilir eğitimsizliği sayesinde ‘’malzeme’’sıkıntısı nasıl olsa hiç bir zaman yaşanmayacaktır.

Öyle ya, eski Mısır’da ki Ehramları,firavunların şanı artsın diye kanları ve canları pahasına karın tokluğuna yapanlar, aynı soydan değil miydi?

Halkın vergilerini toplayarak oluşturulan devlet aygıtını elinde bulunduranlar ; yapılan keyfi harcamalarla ,hazinedeki  parayı tüketince vergilere,narh'lara getirdiği fahiş artışlar,ardından sık sık savaş ve kargaşalık çıkartıp cephelere sürdüğü  insanlar için; ruhbanların dönüşü olmayan duası,kendilerinin ise havaya kaldırılmış birer şarap kadehleri olagelmiştir..

 Başkalarına sunulan sünepe bir hayatın reva görülmesi karşısındaki  sessizlik; şanlı bir direnişi,yenilik iddiasını ,adalet,özgürlük ve hak arayışının kapılarını zorlamayı ve surlarını  aşma hakkını getirmez mi bize..?

 Bu yenilik talebi  genelde  insanın özü olan; özgürlükler,şahsiyet gelişiminin önündeki engeller,adalet, fırsatta eşitlik , iktidarın var ettiği refah seviyesinden pay ve hak alma, arama olarak sıralanmamışmıdır.?

 Hainlik ve anarşizme gelince; bu suçlamayı yapanların çoğu,  gerçek hainlerin sadece kendilerinin olması hasebiyle, nasıl maskelendikleri, tarihe sayısız kayıt olarak düşülmüştür...

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.